Savunma Hakkı ve Müdafiilik

Yapılan son Anayasa değişiklikleri ile milletler arası anlaşmalar ülkemiz kanunları ile çatıştığında milletler arası anlaşma normlarının geçerli olduğu kabul edilmiştir. Özellikle Avrupa insan hakları sözleşmesi çok sayıda ceza muhakemesi normu içermektedir. Bunların en belirgin olanını da adil yargılama hakkı oluşturur. ANY M36.1 de uygulama alanı bulan ve Avrupa insan hakları sözleşmesinde yer alıp any madde 90 ile aktif hale gelen ADİL YARGILAMA HAKKI insan hakları ile şüpheli, mağdur ve sanığın hakları ihlal edilmeksizin yapılması gereken yargılamayı ifade eder. Hukuk devleti anlayışının bir gereği hatta olmaz ise olmazıdır.

Tutuklanan kişilerin makul sürede özgürlüklerine kavuşmaları da adil yargılama hakkının bir uzantısıdır. Anayasa da güvence altına alınmış olan bu hak aynı zamanda sanığın uzun süre suçluluk şüphesi altında tutulmamasını gerektirir. Mahkeme salonlarının ve belirsizliğin yarattığı stres insanlar üzerinde ikinci bir ceza etkisi oluşturmaktadır. Bu sebeple her şüpheli ve sanığın geleceğini bir an önce öğrenmek ve belirsizlikten kurtulmak hakkı vardır. Cezanın verilmesi ile suç arasındaki mesafe ne kadar uzarsa cezanın genel ve özel önleme işlevi de o derece anlamını yitirmekte adalet ve yargıya olan güven azalmaktadır. GEÇ GELEN ADALET ADALET DEĞİLDİR. Avrupa İnsan hakları mahkemesine göre mahkemelerdeki iş yükü yoğunluğu yargılamadaki gecikmeyi haklı göstermez. Burada karşımıza yine çoğu kez yanlış yorumlanan hak arama hakkı çıkmaktadır. Bu ilkeye göre kişilere yöneltilmiş olan suç işlendiğine dair iddianın hakim tarafından karara bağlanmasını talep etme hakkının ifade eder. Şikayetçiye değil tamamen sanık ve şüpheliye tanınmış onun lehine olan bir ilkedir.

SAVUNMA HAKKI

Yargıtay a göre ceza yargılamasında sanığın en önemli hakkı savunmadır ve yargılamanın her aşamasında söz konusudur. Bir suçla suçlanan her kişinin savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklardan yararlanmasını sağlamaya yöneliktir.

• Müdafiden yararlanma
• Susma
• Kendi aleyhine işlemlere katılmama
• Delillerin toplanmasını isteme
• Duruşmada hazır bulunma
• Soru sorma hakkı

Mahkeme sanığın susmasından herhangi bir onun aleyhine olan sonuç çıkartamaz. Re’sen araştırma ilkesi gereğince hakim tarafların öne sürdükleri ile bağlı olmayıp maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla hareket eder. Hakim varlığına inanmadıkça olayları meydana gelmemiş saymak gibi geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Ancak takdirin dosyaya ve hayatın olağan gidişine uygun düşmüş olması zorunludur. Diğer bir değişle takdir sınırsız ve kontrolsüz değildir. Aksine inandırıcı deliller ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği ifade etmeleridir. Böyle bir durumda tanıkların sözlerinin mantık ölçüleri ile değersiz hale getirilmesi isabetsiz olacaktır. Ayrıca hakim olayla ilgili şüpheyi yenemediği durumda bunu sanık lehine kullanmalıdır. Suçsuz olduğu yerde hapse düşeceğine suçlu olduğu halde özgür kalsın mantığı egemen olmalıdır.

Suçsuzluk Karinesi

Sanık ne masum ne de suçludur fakat masum olduğu tahmin edilmelidir. Bunun sonucu olarak şüphe ile orantılı tedbirlere başvurulması gerekir. Örneğin tutuklamanın bir ön ceza gibi düşünülmesi ve ceza süresiyle bağlantı kurularak masumluk karinesine aykırılık olur. HOBEAS CORPUS emri başkasını alı koyan kişiye derhal serbest bırakmasını veya mahkemeye alıkoyma için geçerli hukuki sebep göstermesini emreden ve alıkoymanın hukuka uygunluğunu araştırmayı hedefleyen bir kuraldır.


Makaleyi paylaşmak için aşağıdaki butonları kullanabilirsiniz.

Av. Serhat ARASAN

Hukuki sorunlarınız için bize İletişim Formu 'ndan ve WhatsApp 'dan yazabilir veya 0266 373 20 08 no'lu telefonumuzdan bizi arayabilirsiniz.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.