Borçlunun Eşine Haciz İhbarnamesi Gönderilmesi

image

SORU : Merhabalar, bir kimseye borcum bulunmakta ve borca batık olduğum için borcumu ödeyememekteyim. Dosya alacaklı avukatı, eşimi de dosyaya borçlu duruma getirmek için, eşimin evlenmeden önce ailesi ile oturduğu ikamet adresine (itirazdan kurtulmak adına) İİK md.89’a göre birinci ve ikinci haciz ihbarnamesi göndermiş, haciz ihbarnamelerini eşimin annesi de yurt dışında olması nedeniyle muhtara tebliğ edilmiş.

İtiraz süreleri geçtikten sonra aynı adrese 3. haciz ihbarnamesi tebliğ edilmiş. Ancak eşimin annesi, şans eseri yurt dışından dönünce muhtara tebliğ olan 3. haciz ihbarnemesinden haberdar olmuştur ancak itiraz süreleri geçtiği için menfi tespit davası açmak zorunda kalınmıştır.

Evlilik birliği devam ettiği süre içerisinde bir eşin, diğer eşten alacaklı olup olmadığını ispat külfeti açılacak menfi tespit davasında hangi taraftadır?

Bu hususta ileteceğiniz kanaatleriniz ve varsa yargıtay kararları için şimdiden teşekkür ederim. İyi çalışmalar..

CEVAP : Evlilik birliği içinde eşlerden birinin diğerinden alacaklı olması mümkündür. (MK 193) Bu bakımdan alacaklı olduğu iddia edilen eşe haciz ihbarnamesi gönderilebilir.
Tebligatlar muhtara yapıldığına göre, ikametgah kaydı o adreste olmalı. (Tebligat Kanunu 21)
Bu iki açıdan hukuka ve meslek kurallarına aykırı bir yön görünmüyor.

İlk iki haciz ihbarnamesine itiraz etmeyen üçüncü kişinin, 3. haciz ihbarnamesine karşı açacağı menfi tespit davasında borçlu olmadığını ispat yükü üçüncü şahıstadır. (İİK 89/3)

Konuyu Daha Ayrıntılı Anlatacak Olursak

BORÇLUNUN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERDEKİ MAL ve HAKLARININ HACZİ

Borçlunun üçüncü kişilerde bulunan tüm alacakları haczedilebilir . Borçlunun alacağı, senetli senetsiz bütün alacaklardır. Bu hüküm İcra ve İflas Kanunu madde 89’da yer almaktadır.

I- Borçlunun Üçüncü Kişilerdeki Alacaklarının Haczi
Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacakları da maaş ve ücretler ile maaş ve ücretler dışındaki alacaklarıdır.

I-A) Borçlunun Maaş ve Ücreti Dışındaki Alacaklarının Haczi
Alacaklı, icra müdürüne talepte bulunarak borçlunun böyle bir alacağını haczettirebili r. Hacizden sonra üçüncü kişiye birinci haciz ihbarnamesi gönderilir. Üçüncü kişi 7 gün içinde bu haczin yerinde olmadığına veya böyle bir borcun bulunmadığına ilişkin itirazda bulunulabilir. Eğer 7 gün içinde itiraz edilmezse haciz konusu borcun varlığı kabul edilmiş sayılır.

I-A-1) Üçüncü Kişinin 1. veya 2. Haciz İhbarnamesine İtiraz Etmesi
Üçüncü kişi 1. veya 2. haciz ihbarnamesine 7 gün içinde itiraz etmişse kendisinden istenen parayı ödemekten kurtulur. Yalan yere itiraz cezalandırılmaktadır.

I-A-2) Üçüncü Kişinin Borcu Olduğunu Kabul Etmesi
Üçüncü kişi 7 gün içinde veya daha sonrasında borçlu olduğunu yazılı veya sözlü olarak bildirirse, borcun ifasını icra dairesine yapmak zorundadır. Aksi halde malları haczedilir.

I-A-3) Üçüncü Kişinin 1. Haciz İhbarnamesine İtiraz Etmemesi
Eğer üçüncü kişi, 1. haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmezse, icra dairesi 2. haciz ihbarnamesini gönderir. Borçlu 7 günlük süre içinde buna itiraz etmez ise, 15 gün içerisinde borcu icra dairesine ödemesi veya aynı menfi tespit davası açması gerekir. Bunlardan birini yapmazsa borcu ödemesi emredilir. Buna üçüncü haciz ihbarnamesi(son uyarı) denir.

I-A-3-a) Üçüncü Kişinin 15 Gün İçinde Menfi Tespit Davası Açması
Üçüncü kişi, alacaklıya karşı, takip borçlusuna borcu olmadığının tespiti amacıyla menfi tespit davası açabilir. Son uyarıdan itibaren 20 gün içinde açılabilir. Üçüncü kişi davayı kaybederse alacağın %40’ından aşağı olmamak kaydıyla tazminat ödemeye de mahkum edilir.

I-A-3-b) Üçüncü Kişinin 15 Gün İçinde Menfi Tespit Davası Açmaması
Üçüncü kişi borcu aynı 15 gün içinde icra dairesine ödemek zorundadır. Aksi halde borcu ortadan kaldıracak miktarda malı haczedilir.

I-A-3-c) Üçüncü Kişinin Kusuru Olmaksızın 1. veya 2. Haciz İhbarnamesine Süresinde İtiraz Edememesi
Bu halde üçüncü kişi, icra dairesine gecikmiş itirazda bulunabilir. İcra mahkemesi mazereti yerinde görürse itirazın süresi içinde yapılmış olduğuna karar verir.

I-B) Borçlunun Üçüncü Kişilerdeki Maaş ve Ücretlerinin Haczi
Borçlunun maaş veya ücretinin kural olarak 1/4’ü kesilebilir.

II) Borçlunun Üçüncü Kişilerdeki Taşınır Mallarının Haczi
Borçlunun üçüncü kişideki malının haczedildiği borçluya bildirilir ve bu, haciz tutanağına geçirilir. Birinci, ikinci, üçüncü haciz ihbarnameleri burada da uygulanır.

III) Borçlunun İleride Doğabilecek Alacaklarının Haczi
Takip borçlusu ile onun borçlusu arasındaki hukuki ilişkiye dayanan ve ileride doğması muhtemel olan alacaklar için söz konusu olur. Alacağın miktarının belli olması veya böyle bir alacağın doğmama ihtimalinin de bulunmaması önem arz etmemektedir.

YARGITAY KARARLARI

Davacı tarafından süresinde cevap verildiği, bu durumda davalı alacaklının 89/2 haciz ihbarnamesi göndermemesi gerekirken gönderdiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacının, İcra Tetkik Mercii’ne başvurarak şikayet yoluyla ikinci haciz ihbarnamesini iptal ettirmesi mümkündür. Ancak gereksiz yere de olsa ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğine ve 89/3. maddeye göre yedi gün içinde menfi tespit davası açılması zorunlu bulunduğuna göre davacının bu davayı açmakta hukuki yarar olduğunun kabulü ile davanın görülmesi gerekir. Mahkemece davanın, hukuki yaran bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir…

(HGK. 6.10.2004 T., 4-472/481)

 

Gönderilen birinci haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz etmiş olan üçüncü kişiye gereksiz yere ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi halinde, üçüncü kişinin şikayet’ yoluyla icra mahkemesine başvurarak ikinci haciz ihbarnamenin iptal ettirebileceği gibi, İİK. 89/3 uyarınca genel mahkemeye başvurarak olumsuz tesbit davası da açabileceği, açtığı davanın hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle reddedilemeyeceği…

(4. HD., 10.3.2004 T., 13585/3042)

 

Kendisine gönderilen birinci haciz ihbarnamesi üzerine hesaplarında mevcut olduğunu bildirdiği miktardan daha fazlası için ikinci haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişinin bu yanlışlığın düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayette bulunma imkanının bulunmasının, genel mahkemede alacaklıya karşı olumsuz tesbit davası açmasına engel teşkil etmeyeceğini ve dava sonucunda davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği…

(4. HD., 22.9.2003 T., 4804/10339)

 

Dava İcra ve İflas Kanunu’nun 89’uncu maddesine dayalı menfi tesbit davasıdır. Mahkemece davalının ikametgâhının Adana ilinde olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun 89/111 maddesine göre üçüncü bildirimin tebliğinden itibaren 15 gün içinde icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde menfi tesbit davası açabilir. Davacının yerleşim yeri Gaziantep’te olduğuna göre esasa girilerek bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

(19. HD., 24.06.2009 T., 5949/6199)

 

Davacı vekili, davalı A. Y.’in diğer davalı A. D.’den alacaklı olduğu iddiasıyla başlattığı icra takibine, müvekkili şirkete çıkarılan 89/1-2-3 haciz ihbarnameleri tebligatının usulsüz olması nedeniyle savunma haklarını kullanamadıklarını, müvekkili şirketin takip borçlusuna borcunun bulunmadığını belirterek borçlu olmadıklarının tespiti ile yapılan icra işlemlerinin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı A. Y. vekili, borçlu A. D.’nin davacı şirketin ortağı olduğunu ve tebligatların usulüne uygun yapıldığını bildirerek davanın reddine ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı A.D., usulüne uygun tebligat çıkarılmasına rağmen duruşmaya gelmemiş ve cevap bildirmemiştir. Mahkemece, iddia savunma ve toplanan delillere göre haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, A.D.’in fiilen davacı şirket çalışanı olduğu ve tebligatlarda yasaya aykırı yön bulunmadığı, takip borçlusu A. D.’in ise davacı şirket ortağı olup, davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı A.Y. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı üçüncü şahsın açtığı menfi tespiti davası reddedildiğine göre İİK’nın 89/3 maddesi uyarınca mahkemece, dava konusu şeyin %40’ından (şimdi %20) aşağı olmamak üzere davalı takip alacaklısı lehine tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

(19. HD., 28.6.2007 T., 1102/2872)

 

Davacı vekili, davalı şirket tarafından dava dışı borçlular aleyhine girişilen takip dosyasında, müvekkili adına İİK’nın 89. maddesi uyarınca ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini davalının birinci haciz ihbarnamesi göndermeden ikinci haciz ihbarnamesi göndermesinin hukuka aykırı olduğu gibi, üçüncü kişiler tarafından takip borçluları adına paranın müvekkili bankaya yatırıldığı, bu paranın Bucak Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı ile takip borçluları adına ödendiği ancak davalı tarafın bu paranın icra dosyasına yatırılmasının talep edildiği, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili tarafından girişilen icra takibinde, takip borçlularının davacı nezdinde bulunan paraların İİK’nm 85 maddesi uyarınca haczine karar verilip davacı bankanın icra dosyasına buna ilişkin olarak cevap verdiği ve mevduata bloke koyduğunu bildirdiği, davarını Tetkik Merciinde İİK’nın 89/2 uyarınca gönderilen ikinci haciz ihbarının iptaline karar verilip, hüküm Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından onandığı ancak bu kararın davacının borçlu olmadığı anlamına gelmeyeceği, davanın mevduat hesabına bloke koyduğunu bildirmekle artık borçlu duruma geldiğini öne sürerek davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı tarafından dava dışı takip borçluları aleyhine girişilen takip sırasında İİK’nın 85 madde uyarınca, davacı banka nezdindeki takip borçlularına ait mevduata haciz konulduğu davacının cevabı yazısı ile borcu kabul ettiği, bu durumda gönderilen haciz ihbarının yasal unsurları taşımamasının önemli olmadığı, davacı bankanın nezdinde bulunan parayı sehven ödediğini kabul ettiği gerekçesi ile davanın reddi ile davalı yararına %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davacı vekillince temyiz edilmiştir. Dava, İİK’nın 89/2 maddesi uyarınca çıkarılan haciz ihbarnamesi üzerine açılmış menfi tesbit davasıdır. Davaya temel alınan ikinci haciz ihbarnamesinin icra mahkemesince yargılamanın devamı sırasında iptal edilmesi nedeni ile davanın, konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davanın konusu kalmadığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

(19. HD., 2.3.2006 T., 2005/4664; 2076)

 

Davacı vekili, davalı şirketin dava dışı şirketlerden olan alacağı için giriştiği takipte müvekkiline İİK’nın 89/1. maddesi gereği birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiğini, posta yolu ile itiraz edilmesine rağmen, süresinde olmadığından reddedilerek ikinci haiz ihbarnamesinin gönderildiğini buna yapılan itirazın da yasaya aykırı olarak reddedilerek üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiğini, ikinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz edilmesi nedeniyle üçüncü haciz ihbarnamesi işleminin yasal ve hukuki dayanağı bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin dava dışı takip borçlularına herhangi bir borcunun da bulunmadığım iddia ederek davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiş, duruşmaya da gelmemiştir. Mahkemece, İİK’nın 89/3. maddesine göre ikinci haciz ihbarnamesinden kaynaklanan menfi tesbit davalarında yetkili mahkeme icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi olup, davacı tarafından yapılan icra takibi de İstanbul 7. İcra Müdürlüğünde yapılmış olduğundan mahkememizin yetkisizliğine, kararın kesinleşmesinden sonra dava dosyasının müracaat halinde yetkili ve görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacının yerleşim yeri Ankara’dır. İİK’nm 89/3. maddesiyle davanın bu yerde açılması olanaklıdır. O nedenle aksi düşünceyle yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması yanlıştır.

(19. HD., 28.3.2005 T., 1126/3927)

 

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK’nm 89. maddesi uyarınca gönderilen birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri nedeni ile borçlu olmadığına ilişkin menfi tesbit davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı tarafından davacıya gönderilen birinci haciz ihbarnamesine süresinde cevap verildiği, icra dosyasından davacıya yazılan tezkerenin ikinci haciz ihbarnamesi niteliğinde bulunmadığı, bu nedenle borcun davacının zimmetinde sayılmayacağı için davacının herhangi bir haciz tehdidi altında bulunmadığı ve dava açmakta hukuki menfaati olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Her ne kadar mahkeme kararında davacı adına ikinci haciz ihbarnamesi çıkarılmadığı belirtilmiş ise de, icra dosyası incelendiğinde davacı üçüncü şahıs hakkında İİK’nın 89/2. maddesi uyarınca ikinci haciz ihbarnamesi çıkartılmış olup, 1.7.2003 tarihinde de tebliğ edildiği görülmüştür. Hal böyle olunca davacının dava açmakta hukuki menfaatinin olduğu kuşkusuzdur. Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddinde isabet görülmemiştir.

(19. HD., 2.3.2005 T., 4666/2079)

 

Medeni Yasa’nın 6. maddesi gereğince iddia sahibi iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Genel kural ve yasal düzenleme böyle olmakla birlikte; somut olayın özel¬liğine göre kanıt yükü yer değiştirebilir. Bu bağlamda, davacının açtığı davaya davalı tarafından verilen cevapta, davacı ile borçlu arasında borcu doğuran bir hukuki ilişkiden söz edilmemiş; sadece davacının borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiği ileri sürülmüştür. Şu durumda, borçlunun davacıdan alacaklı olduğunu belirten borç doğuran bir ilişkinin davalı (alacaklı) tarafından ileri sürülmesi gerekir. Böyle bir ilişkiye dayanmadan soyut olarak borçlunun davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürülemez ve bu ilişkinin neye dayalı olduğu açıklanmadan davacıdan borçlu olmadığını kanıtlaması beklenemez. Davacının salt borçlunun babası olması onun borçlu olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda davacının olumsuzu kanıtlama olanağı bulunmamaktadır…

(4. HD., 13.9.2005 T., 7367/9169)

 

Dava, istirdat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir. Davacı, davalılardan C’nin borçlu, F’nin ise alacaklı olduğu İcra dosyasında İcra İflas Kanunu’nun 89. maddesine göre kendisine birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri gönderildiğini ve fakat itiraz edilmediğinden borç yedlerinde sayıldığından ihbarnamedeki bedelin haciz sonucu ödendiğini ancak takip borçlusunun kendinde alacağı olmadığından ödemiş olduğu bu paranın takip borçlusu ve alacaklısından geri alınarak kendisine verilmesini istemiştir. Mahkemece, süresinde haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediği ve menfi tespit davası açılmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Davacı, borçlu olmadığı bir paranın ödendiğini iddia ettiğine göre, dava İİK’nın 89/5. maddesine dayalı bir istirdat davasıdır. Anılan yasa hükmü gereğince davacı, dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın takip borçlusundan veya kötü niyetli olması halinde takip alacaklısından geri alınmasını isteyebilir. Çünkü takip borçlusu davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiğinden kötü niyetli ise takip alacaklısı da davacıya karşı haksız eylem nedeniyle sorumlu olur. Davacının süresinde itiraz etmesi veya menfi tespit davası açması durumunda eldeki alacak davasına gerek olmayacağına göre yerel mahkemenin ret gerekçesi yerinde değildir. Şu durumda, mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri toplanarak varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekir…

(4. HD., 15.09.2005 T., 9609/9295).

 

Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 94/2 maddesi gereğince konumu ve durumu ile aleyhine dava açılmasına yol açmayan ve ilk oturumda davacının iddiasını kabul eden davalı yargılama giderleri ile yargılama giderlerinden olan avukatlık parası ile sorumlu tutulamaz. Somut olayda, davalı tarafından davacıya birinci haciz ihbarnamesi tebliğ edilmiş, davacı buna itiraz etmediğinden borç davacının zimmetinde sayılmış, bundan sonra davacıya çıkartılan ikinci haciz ihbarnamesinin tebliği üzerine eldeki bu dava açılmıştır. Birinci haciz ihbarnamesine itiraz etmeyerek dava açılmasına davacı sebep olmuşsa da, ilk oturumdan önce veya en geç ilk oturumda davayı kabul etmeyen davalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 94/2. maddesinde aranan iki koşuldan biri gerçekleşmediğinden yargılama giderleri ile avukat parasından sorumlu tutulmalıdır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek davalının, yargılama giderleri ile davacı yararına hükmedilecek avukatlık parasından sorumlu tutulmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…

(4. HD., 12.05.2005 T., 11367/5357).

 

 

3. Haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit davası nedir ?

Dava üçüncü kişi tarafından, takip alacaklısına karşı açılır. Bu davanın konusu; üçüncü kişi/davacının, takip borçlusuna hiç ya da haciz ihbarnamesi ile haczedilen miktarda borcu bulunmadığının tespitine ilişkindir. Bu dava maktu harca tabidir. İİK’nın 89/3-son cümlesinin amacı; iyi niyetli üçüncü kişilerin kolaylıkla olumsuz tespit davası açmak suretiyle, iddialarını ispatlaması amaçlanmıştır.

Üçüncü kişi bu davayı, üçüncü haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren on beş gün içinde açmak zorundadır. Bu süre hak düşürücü olduğundan davanın süresinde açılıp açılmadığı mahkemece doğrudan doğruya araştırılır ve davanın süresinden sonra açıldığını saptayan mahkeme süre yönünden reddine» karar verir.

89/3 haciz ihbarnamesini tebliğ alan 3. kişi, 15 gün içinde menfi tespit davası açar ise, dava sonuçlanıp kesinleşinceye kadar, zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeye zorlanamaz.

Ancak bu sonucun doğması için, üçüncü kişinin, 15gün içinde menfi tesbit davası açtığına dair mahkemeden alacağı belgeyi, 3.haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yirmi gün içinde takibin yapıldığı icra dairesine teslim etmesi gerekir.

Menfi tesbit davasında yetkili mahkeme: takibin yapıldığı yerde açılabileceği gibi, üçüncü kişinin yerleşim yerindeki mahkemede de açılabilir.

Görevli mahkeme: Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (HMK. m. 2/1) Bu dava, genel mahkeme yerine  icra mahkemesinde açılmış ve bu mahkemece görevsizlik kararı verilmişse, HMK. 20/1’deki iki hafta içinde görevli genel mahkemeye veya görevsizlik kararı vermiş olan icra mahkemesine başvurulursa, dava süresinde, görevli mahkemede açılmış sayılır. İspat yükü, davacı-üçüncü kişiye düşer.

Üçüncü kişi, açtığı olumsuz tespit davasında, takip borçlusuna borcu bulunmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını kanıtlamak zorundadır. İspatı gereken husus olumsuz bir olay olduğundan, ispat külfetinin yerine getirilmesi oldukça zordur. Yine, borçlunun davacıdan alacaklı olduğunu belirten borç doğuran bir ilişkinin davalı (alacaklı) tarafından ileri sürülmesi gerekir. Böyle bir ilişkiye dayanmadan soyut olarak borçlunun, davacı /üçüncü kişiden alacaklı olduğunun ileri sürülmesi ve bu ilişkinin neye dayalı olduğu açıklanmadan davacıdan borçlu olmadığını ispatlaması istenemez.

Takip borçlusu da taraflarca istendiği takdirde, şahit olarak dinlenebilir. Ancak, hakim borçlunun ifadesini değerlendirirken oldukça hassas davranmalıdır.

Davacı / üçüncü kişi, açtığı menfi tespit davasını kazanırsa; zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemekten kurtulur. Birinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmeyerek davanın açılmasına davacının neden olduğu durumlarda davacı lehine kural olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmez. Birinci haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz ettiği halde, davalı kanuna aykırı olarak davacı-üçüncü kişiye ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamesi göndererek, davanın açılmasına neden olmuşsa, davanın kabulü halinde mahkemenin ayrıca davacı lehine nispi vekalet ücreti takdir etmesi ve yargılama giderlerinin de davalıdan tahsiline karar vermesi gerekir. Ancak, İİK’nın 89/3. maddesinde ayrıca öngörülmediği için, davanın kabulüne karar veren mahkeme ayrıca davacı lehine bir tazminata hükmedemez.

Davacı-üçüncü kişi, açtığı menfi tesbit davasını kaybederse; zimmetinde sayılan borcu veya yedinde sayılan parayı/malı, icra dairesine ödemek (teslim etmek) zorunda kalır. Mahkeme, davacı-üçüncü kişinin, davalı lehine takdir edilen nispi vekalet ücreti ile yargılama giderlerini ödemesine hükmeder. Ayrıca, dava konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata da kendiliğinden hükmeder.

Mahkemenin bu tazminata hükmedilebilmesi için, davalı-alacaklının bunu talep etmiş olmasına gerek yoktur.Bu tazminat, 3. kişinin, kötü niyetle menfi tespit davası açıp, takibi sürüncemede bırakmasına engel olmak için  kabul edilmiştir.

Menfi tespit davasının reddine ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, üçüncü kişi, zimmetinde sayılan borcu ya da malı ödemeye / teslim etmeye zorlanamaz. Açtığı menfi tespit davasını kaybeden üçüncü kişi, takip borçlusu aleyhine bir sebepsiz zenginleşme davası açabilir.

Çünkü, menfi tespit davasında verilen hüküm, o davada taraf olamayan takip borçlusu için kesin hüküm oluşturmaz. Asıl borçlu tarafından dava konusu borcun alacaklıya ödenmesi nedeniyle, üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davası konusuz kalırsa, mahkeme davanın haksız olarak açılıp açılmadığını araştırıp yargılama giderlerine ve vekalet ücretine tespit edeceği duruma göre hükmeder.

Menfi tespit davasında, icra mahkemesince, 3. haciz ihbarnamesinin iptaline karar verildiğinin anlaşılması halinde, istemin kabulüne değil, “uyuşmazlıkla ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması gerekir.


Makaleyi paylaşmak için aşağıdaki butonları kullanabilirsiniz.

Av. Serhat ARASAN

Hukuki sorunlarınız için bize İletişim Formu 'ndan ve WhatsApp 'dan yazabilir veya 0266 373 20 08 no'lu telefonumuzdan bizi arayabilirsiniz.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.