Senet Arkasına Yazı Yazılmasının Sonuçları

image

Yargıtay ; Senet arkasında yazılı ibareler tek başına, onun, kayıtsız ve şartsız bir bedeli ödemek vaadi unsurunu ortadan kaldırır. Ayrıca sözleşme bulunması bu durumu değiştirmez.

YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2014 / 28543
KARAR NO: 2015 / 2166
KARAR TARİHİ: 28.01.2015

>SENEDİN ARKASINA YAZILAN YAZI, SENEDİN KAYITSIZ VE ŞARTSIZ ÖDEME VAADİ UNSURUNU ORTADAN KALDIRIR, TEMİNAT SENEDİ

ÖZET: Somut olayda takip dayanağı bononun arka yüzünde; “Bu senet 208 ada 12 parsel inşatın iskan alınması için verilmiştir 30.01.2013 tarihine kadar binanın iskanı alınacaktır alınmazsa bu senet tahsile konacaktır. O tarihe kadar hiç bir işlem yapılmaz devredilemez satılamaz” ibaresinin yer aldığı görülmektedir. Senet arkasında yazılı bu ibareler tek başına, onun, kayıtsız ve şartsız bir bedeli ödemek vaadi unsurunu ortadan kaldırdığından, ayrıca sözleşme bulunması gerekmez. Alacağın tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece, itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.(6102 S. K. m. 776, 777) (YHGK 06.03.2013 T. 2012/12-768 E. 2013/312 K.) (YHGK 20.06.2001 T. 2001/12-496 E. 2001/534 K.)

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Asye Parlak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçluların yasal sürede icra mahkemesine yaptıkları başvuruda; takip dayanağı bononun teminat olarak verildiğini ve mücerret borç ikrarı içermediğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettikleri, mahkemece teminat iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Senedin teminat senedi olduğu iddiasının, senet üzerine hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılmak suretiyle ya da senede açık atıf yapan yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir (HGK’nun 06.03.2013 tarih ve 2012/12-768 E, 2013/312 K. sayılı ve yine HGK’nun 20.06.2001 T. ve 2001/12-496 sayılı kararları).

Öte yandan bono arkasındaki yazıların altında ayrıca alacaklının imzasının bulunması da gerekmeyip konulan kayıt herkese karşı ileri sürülebilir.

TTK. nun 776/1-b. maddesi gereğince, bononun, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermesi zorunlu olup, aynı kanunun 777/1.maddesi uyarınca ise bu unsuru içermeyen bir senet bono sayılmaz.

Somut olayda takip dayanağı bononun arka yüzünde; “Bu senet 208 ada 12 parsel inşatın iskan alınması için verilmiştir 30.01.2013 tarihine kadar binanın iskanı alınacaktır alınmazsa bu senet tahsile konacaktır. O tarihe kadar hiç bir işlem yapılmaz devredilemez satılamaz” ibaresinin yer aldığı görülmektedir. Senet arkasında yazılı bu ibareler tek başına, onun, kayıtsız ve şartsız bir bedeli ödemek vaadi unsurunu ortadan kaldırdığından, ayrıca sözleşme bulunması gerekmez.

Bu durumda alacağın tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece, itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.01.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi.

File 17.05.2016 00 53 51

T.C
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO: 2012/12-768
KARAR NO: 2013/312
KARAR TARİHİ: 06.03.2013

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konu 24.3.2008 tarihli bononun, alacaklı bankayla düzenlenen kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğinden bahisle takibin iptali istenilmektedir.

Bonoda, teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı gibi; taraflar arasında düzenlenen 24.3.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde de dayanak senedin teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca alacaklının cevap dilekçesindeki açıklamaları da takip konusu senedin teminat amaçlı alındığını göstermemektedir.
Dar yetkili icra mahkemeleri şeklî incelemeyle karar verir, kredi sözleşmesindeki maddeleri yorumlayamaz ve gerçek borç miktarıyla takibe konulan miktarın üzerinde durarak araştırma yapamaz.

Anılan sebeplerle dayanak senedin teminat senedi olduğuna yönelik itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

“Taraflar arasındaki “şikayet” isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 10.3.2010 gün ve 2009/4252 E.-2010/309 K. sayılı kararın incelenmesinin davalı (alacaklı) vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 14.2.2011 gün ve 2010/20209 E.-2011/591 K. sayılı ilamı ile;

(… Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konu senedin alacaklı bankayla düzenlenen kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğinden bahisle takibin iptali istenilmektedir.

Takip dayanağı 24.3.2008 tarihli ve 150.000 YTL tutarlı bonoda, bononun teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı gibi taraflar arasında düzenlenen 24.3.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde de dayanak senedin teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Alacaklı vekilinin 08.03.2010 tarihli cevap layihasındaki açıklamaları da takip konusu senedin teminat amaçlı alındığını göstermediğinden, mahkemece, dayanak senedin teminat senedi olduğuna yönelik itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

Diğer taraftan, kabule göre de; İİK’nun 168/5. maddesine göre borca itiraz dilekçesinin ödeme emri tebliğ tarihinden itibaren beş gün içinde mahkemeye verilmesi gerekmektedir. Somut olayda, örnek 10 ödeme emri borçlulardan AB’ye 8.12.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, itiraz ise 16.12.2009 tarihinde yapılmıştır. Bu itiraz, yukarıda açıklanan madde hükmüne göre yasal süresinde değildir. Borçlu tarafından itiraz dilekçesinde anılan tebligatın usulsüzlüğü yönünde bir beyanda da bulunulmadığına göre mahkemece adı geçen bu borçlu yönünden istemin süre aşımı sebebiyle reddi yerine işin esasının incelenerek sonuca gidilmesi de doğru değildir…),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HGK’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:

KARAR : İstem, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konu senedin alacaklı bankayla düzenlenen kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğinden bahisle takibin iptaline ilişkindir.

Şikayetçi borçlular vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkilleri aleyhine İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/713 Esas sayılı dosyasıyla takip yapıldığını, takibin dayanağı senedin takip alacaklısı tarafa teminat olarak verildiğini, müvekkillerinin takip dayanağı senede istinaden hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkilinin aldığı kredinin teminatı olarak takip dayanağı senedi verdiğini, müvekkilinin bankaya olan borcunun takip miktarının çok altında olduğunu, davalı Bankanın müvekkiline verdiği kredinin bir kısmının ödenmemesinden doğan kredi sözleşmesini işleme koymak yerine teminat senedini işleme koyup kambiyo hukukunun kolaylıklarından yararlanma yoluna gittiğini, takip konusu senedin kambiyo vasfı bulunmadığını belirterek, İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/713 E. sayılı dosyasından yapılmış takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı alacaklı vekili, N.Bilişim Teknolojileri A.B. tarafından keşide edilen, N.B. ve H.G. tarafından da “Aval veren” sıfatıyla imza edilen 19.11.2008 vadeli 150.000 TL.lik bononun vadesinde ödenmediğini, takip konusu senet metninde, senedin “teminat senedi” olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığını, bir an için senet metninde böyle bir ibarenin yazılı olduğu düşünülse dahi, Yargıtay’ın kökleşmiş içtihatlarına göre bononun teminat olarak düzenlenmesi onun bono vasfını ve takip biçimini etkilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, takibe dayanak yapılan bononun teminat amaçlı verildiği, TTK 688. maddede bildirilen kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi unsurunu taşımadığı, alacaklı bankanın alacaklı olduğu miktarın yargılamayı gerektirdiği gerekçeleriyle davanın kabulüne dair verilen karar; Özel Daire’ce, yukarıda başlık bölümünde aynen alınan gerekçelerle bozulmuş; mahkemece, ilk gerekçeler genişletilmek suretiyle davacılar N.B. ve H.G. yönünden önceki kararda direnilmiş, A.B. yönünden ise bozma ilamına uyularak şikayetin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

Direnme kararını davalı vekili temyize getirmektedir.

Açıklanan maddi olgu, iddia ve savunmayla bozma ve direnme kararlarının kapsamları itibariyle HGK önüne gelen uyuşmazlık; borçlular tarafından alacaklı bankaya 24.3.2008 tanzim tarihli bononun 24.3.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilip verilmediği; burada varılacak sonuca göre bahsi geçen bonoya dayanılarak alacaklı tarafından borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılıp yapılamayacağı noktalarında toplanmaktadır.

Takipte dayanılan 24.3.2008 tarihli ve 150.000 YTL tutarlı bonoda, bononun teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı gibi taraflar arasında düzenlenen 24.3.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde de dayanak senedin teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır.

Ayrıca icra mahkemesi dar yetkili mahkemedir. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekir. İcra mahkemesi bu konuda sözleşmedeki maddelerin yorumlanması, gerçek borç miktarıyla takibe konulan miktarın üzerinde durarak araştırma yapamaz. İcra mahkemeleri şekli incelemeyle karar verir.

Bu durumda mahkemece, itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle şikayetin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve maddi olguya dair açıklamalar ve aynı hususlara işaret eden Özel Daire kararı dikkate alınmadan, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup; kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.

Bu itibarla, aynı yöne işaret eden ve HGK’nca da benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, yanılgılı gerekçeyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup; kararın bozulması gerekir.

KARAR : Davalı-alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen ” Geçici madde 3″ atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı HUMK’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının iadesine, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 366/III. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.03.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Uyuşmazlık takip konusu bononun taraflar arasında varlığı çekişmesiz olan kredi sözleşmesinin teminatı olup olmadığı noktasındadır. Her ne kadar Yüksek Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere bononun üzerinde kredi sözleşmesinin teminatı olduğu hususunda bir ibare olmadığı gibi bononun kredi sözleşmesinin teminatı olduğuna dair ayrı bir sözleşme mevcut değil ise de; dosya içerisinde bulunan takip talepnamesinden (takip talepnamesinde BSMV istenmesi sebebiyle ve bu verginin de ancak banka ve sigorta muameleleri sebebiyle tahakkuk edecek olması sebebiyle) bononun kredi ilişkisi sebebiyle verildiği anlaşılmakta olduğu gibi, cevap dilekçesi ve temyiz dilekçesindeki davalı-alacaklı taraf beyanlarından da bononun kredi ilişkisi sebebiyle verildiğinin kabul edildiği görülmektedir. Yüksek Özel Daire’nin 4.7.2006 T, 11905/14673 E-K sayılı ilamında da “Her ne kadar sözleşmede takip konusu bonoya atıf yok ise de, bononun taraflar arasındaki sözleşme gereğince verildiğini beyan eden alacaklı vekilinin kabul beyanıyla senedin sözleşme gereğince verildiği sabit olduğuna göre TTK 688/2. maddesinde öngörülen kayıtsız şartsız bedel ödeme vaadi taşımadığından alacağın tahsili yargılamayı gerektirir, İİK’nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptali gerekir” denilmiş olup, eldeki uyuşmazlığa emsal teşkil etmektedir. Ayrıca kredi sözleşmesinde de bono verildiği düzenlenmiştir. Üzerinde durulması gereken bir diğer husus bononun hesabın kat tarihinden önce kredi sözleşmesinin teminatı olarak mı, yoksa hesabın kat’ından sonra kredi borcuna mahsuben mi verildiği hususudur. Bononun tanzim tarihi ve ihtarname tarihine göre bononun kat ihtarından önce düzenlendiği anlaşıldığından bononun hesabın kat’ından önce teminat olarak verildiğinin kabulü gerekir. Bu sebeplerle bononun kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe konu edilemeyeceği ve yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluk kararına karşıyız.”


Makaleyi paylaşmak için aşağıdaki butonları kullanabilirsiniz.

Av. Serhat ARASAN

Hukuki sorunlarınız için bize İletişim Formu 'ndan ve WhatsApp 'dan yazabilir veya 0266 373 20 08 no'lu telefonumuzdan bizi arayabilirsiniz.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.